İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ka’be’nin yanında ikisi Sakifli, biri de Kureyşli veya ikisi Kureyşli biri Sakifli üç kişi biraraya geldi. Bunlar göbek yağları fazla, anlayışları kıt kimselerdi. Birisi:

” Ne konuştuğumuzu Allah işitiyor mudur, ne dersiniz?” diye bir laf attı. Bir diğeri:

Sesli konuşursak işitir, gizli konuşursak işitmez olmalı” dedi. Üçüncü de:

Sesli konuşmamızı işitiyorsa, gizli konuşmamızı da işitiyordur” dedi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

“Siz, ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize şahidlik eder diye (düşünüp) sakınmadınız. Bilakis Allah yapmakta oduklarınızın birçoğunu bilmez sandınız. Rabbinize karşı beslediğ’iniz şu zannınız (yok mu?) İşte sizi o helak etti. Bu yüzden hüsrana düşenlerden oldunuz” (Fussilet, 22-23).

Buhari,Ha-mim Secde Fussilet 1, 2, Tevhid 41; Müslim, Sıfatul-Münafıkun 5; Tirmizi, Tefsir, Ha-mim es-Secde (Fussilet) (3245).
?..